EPİLOG

Hayatimda bir kez olsun ele vermedim kendimi sözlerimle. Belki bakıslarımda, belki heyecanımda hep o en gizli duyguların izi vardı ama sözlerim hep yalanladı kendimi. İmkansız bir aşkın girdaplarında kaybolmuşken kendime bile yalan söylemeyi başardım. Sevmiyorum dedim bu başka bir şey ve geçecek...Yıllar geçti ve gitti yaşanmamış ve içime oturmuş bir sürü hikayeyle

Bu bir erdem miydi yoksa erdemsizlik mi ? Aşka karşı gelmek ve onu inkar etmek. Belki de herkesten çok kendini sevmekti, bencillikti, reddedilme korkusu, egonun zarar görmesi ve daha bir sürü bireysel neden. Ama bu bir erdem değildi! Ruhunun duyabileceği en asil duygudan kaçmak, kendinden kaçmak ve o çok sevdiğinden. Yaralanmamak için, küçük düşmemek için, hep başı dik ve kibirli davranabilmek için. “Sana aşık değilim çünkü ben önemliyim ve sana aşık değilim. Senin beni sevmemen de beni incitmez çünkü sana aşık değilim. Aşık olacak kadar salak değilim! Ama eğer sen beni seviyorsan bir seyler düsünebiliriz”

Neler değişti dünyada ki biz böyle aşkımızı ele vermeden öteki tarafa gecmek üzere programlanmış ajanlar haline geldik. “beni öldür istersen, istersen kerpetenle tüm dişlerimi sök teker teker duymak istediğin şeyi asla söylemeyeceğim”

Neler kaybettik farkında mısınız? Tanrı’nın yarattığı en kutsal duyguyu yadsıyarak, bir bakın simdi geride kalan yıllarınıza, umarım keşkeleriniz yoktur, içinizde sızlayıp duran küçük ama derin yaralarınız yoktur umarım.

Aşkı inkar edenlerin kitabı bu...